Altını Çizdiklerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Altını Çizdiklerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Şubat 2018 Cumartesi

Altını Çizdiklerim 12

"Mutluluğun, basit ve açık bir şey olup,bir bardak şarap,bir kestane,kendi halinde bir mangalcık, ve denizin uğultusundan başka bir şey olmadığına aklım yattı.Yalnız,bütün bunların,mutluluk olduğunu insanın anlayabilmesi için basit ve açık bir kalbe sahip olması gerekiyordu."

"Yanımda bulunmadığın,yüzümün nasıl bir biçim aldığını görmediğin ve böylece ben de,aşırı duyarlı ve gülünç görünme tehlikesiyle karşı karşıya bulunmadığım şu anda,seni çok sevdiğimi söyleyebilirim."

"Diyordum ki: 'Gerçek mutluluk budur: hiçbir yükselme tutkun olmadan bütün o tutkulu olduğun yüksekliklere erişmişsin gibi köpekçesine çalışmak.İnsanlardan uzak yaşayıp onları sevmek ve onlara gereksinme duymamak.Tuzaklardan yalnız başına kaçmak.Yıldızlar tepende,toprak solda, deniz sağda olsun ve birden,kalbinin içinde hayatın son çabasını da tüketip masal olduğunu duyasın."

" 'Dünyayı bugünkü durumuna getiren nedir, bilir misin? Yarım işler,yarım konuşmalar, yarım günahlar, yarım iyiliklerdir. Sonuna kadar git be insan, avara et ve korkma! Tanrı, baş şeytandan çok, yarım şeytandan iğrenir!' "   Zorba // Kazancakis

(Seneler önce not alıp , taslaklar kısmında bırakmışım...Yine seneler sonra bloguma giris yaptım ve gördüm; öylece "yayınla"ya bastım...)

26 Mart 2011 Cumartesi

Altını Çizdiklerim 11


" 'Mutluydum,' dedi Ammu ve gerçekten de öyle olduğunu fark etti.
'Düşünde mutlu olursan,Ammu,' dedi Estha, 'bu sayılır mı?'
'Ne sayılır mı ?'
'Mutluluk; sayılır mı?"
Ammu, kabarık buklesi bozulmuş oğlunun ne demek istediğini biliyordu.
Çünkü gerçek şu ki, ancak sayılan şey sayılır.
Çocukların basit, doğru bildiğinden şaşmayan bilgelikleri."
//Küçük Şeylerin Tanrısı-Arundhati Roy


12 Mart 2011 Cumartesi

Altını Çizdiklerim 10


"Öyle olaylar vardır ki, çok uzun süre beklendiklerinden, bir gün gelip gerçekleştiklerinde insanda artık hiçbir gerçeklik izlenimi uyandırmazlar," diye sürdürdü sözlerini Goytisolo." //Yolda-Buket Uzuner

19 Şubat 2011 Cumartesi

Altını Çizdiklerim 9


" 'Eğitim düzenini değiştirmek elinde olsaydı, ne yapardın? ' diye sordu Nicholsan merakla. 'Hiç düşündün mü?'
'Valla...Ne yapacağımdan pek emin değilim' dedi Teddy. 'Ama eminim, okullarda ilk öğrettikleri şeyleri öğretmekle başlamazdım işe herhalde.' Kollarını kavuşturdu ve kısaca düşündü. 'Sanırım, tüm çocukları toplar, onlara meditasyon yapmayı gösterirdim.Onlara kim olduklarını nasıl keşfedeceklerini göstermeye çalışırdım; adlarını ya da buna benzer şeyleri değil yani... Sanırım, bundan da önce, anne babalarının ve herkesin onlara söylediklerinden arındırırdım onları. Yani, anne babaları onlara sadece bir filin kocaman olduğunu bile söylemiş olsa, o fikirden bile arındırırdım onları. Bir fil ancak yakınındaki bir şeye göre kocaman olabilir.' Teddy bir an düşündü. 'Bir filin hortumu olduğunu bile söylemezdim onlara. Bir fil gösterirdim onlara eğer mümkünse, ama bırakırdım yanaşıp file baksınlar, filin onlar hakkında bileceğinden fazlasını bilmeden. Otlar için de, başka şeyler için de aynı. Otların yeşil olduğunu bile söylemezdim onlara. Renkler adlardır yalnızca. Yani, onlara otların yeşil olduğunu söylerseniz, otları, aynı derecede iyi, hatta daha iyi bir başka açıdan görecekleri yerde, belirli bir açıdan-sizin açınızdan- görürler...Bilmiyorum.' " // Dokuz Öykü-Teddy- J.D.Salinger

8 Şubat 2011 Salı

Altını Çizdiklerim 8


" -Evet ama, gerçek aşk ne demektir? diye sordu.
Kadın besbelli bu konuşmaya bir son vermek için:
-Aşkın ne olduğunu herkes bilir; diye kestirdi attı.
-Ama ben bilmiyorum.Sizin ne kast ettiğinizi anlamak isterdim.
-Bu, gayet basit...
Kadın durakladı, bir an düşündükten sonra:
-Aşk; bir kadına yahut erkeğe diğerleri arasında yapılan kesin tercihtir, dedi.
Kır saçlı adam güldü. " //Kröyçer Sonat-Tolstoy

30 Aralık 2010 Perşembe

Altını Çizdiklerim 7


"Jonathan inatla her gün,gün doğumundan gece yarılarına dek çalıştı.Fakat tüm çabalarına rağmen, başladığı noktadan bir adım bile ilerleyememişti.
'İnancı unut,' dedi Chiang tekrar tekrar.'Uçmak için inanca ihtiyacın yok, sadece uçmayı anlaman yeterli.Hadi tekrar dene...' "
"Uçmayı öğrenmişti ve bunun için ödediği bedel onu hiç üzmüyordu.Martı Jonathan bezginliğin,korkunun ve öfkenin bir martının ömrünü kısalttığını,bunları zihninden uzaklaştırdığında ise hoş ve uzun bir yaşam sürebileceğini de fark etmişti." //Martı Jonathan Livingston-Richard Bach

(Kitaptaki tüm cümleler kendini çizdirmek istese de, haksız rekabeti kazanan birkaç tanesi)

23 Aralık 2010 Perşembe

Altını Çizdiklerim 6


"Bakın,yağmur yağarken saray yerine bir tavuk kümesi görsem, ıslanmamak için belki kümese girerim.Fakat kümes beni yağmurdan korudu diye,şükran borcumu ödemek için kümese saray gözüyle bakamam.Bana gülecek, hatta böyle bir durumda sarayla kümes arasında bir fark olmadığını söyleyeceksiniz.Evet, hayatta tek gayemiz ıslanmamak olsaydı, dediğiniz doğruydu diye cevap veririm ben de." //Yeraltından Notlar-Dostoyevski

14 Aralık 2010 Salı

Altını Çizdiklerim 5

" Dinliyordum. Bana zeki dediklerini duyuyordum. Yalnız şunu anlamıyordum: herhangi bir kimsedeki erdemler, nasıl oluyordu da bir suçlu aleyhine ezici bir kanıt olabiliyordu."// Yabancı-Albert Camus

12 Aralık 2010 Pazar

Altını Çizdiklerim 4


"İnsanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense, körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar."//Kürk Mantolu Madonna-Sabahattin Ali

16 Kasım 2010 Salı

Altını Çizdiklerim 3



"Sadece tek bir hayat yaşadığımız için bu hayatı öncekilerle karşılaştıramaz ya da kusurlarımızı gelecekteki hayatlarımızda gideremeyiz;bu nedenle de ne istediğimizi bilemeyiz."

" 'Einmal ist keinmal' diyor Tomas kendi kendine.Sadece bir kere olan şey,diyor Alman özdeyişi,hiç olmamış sayılır.Yaşanacak bir tek hayatımız varsa eğer,onu hiç yaşamamış da olabiliriz,fark etmez." //Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği-Milan Kundera

Altını Çizdiklerim 2


"Nereye gidersen git, birileri sana derinin rengini ve dualarını soracak.Onların itkilerini hoşnut etmekten uzak dur! Oğlum,çoğunluk önünde boyun eğmekten kaçın! İster Müslüman, ister Hıristiyan, ister Yahudi olsunlar,seni olduğun gibi kabul etmeliler,ya da seni yitirmeyi göze almalılar.İnsanların görüşünü dar bulduğun zaman kendi kendine Tanrı'nın ülkesinin çok geniş olduğunu söyle; O'nun elleri çok geniştir,O'nun yüreği de çok geniştir.Uzaklara gitmek, denizler, sınırlar, ülkeler, inançlar aşmak fırsatı çıktığı zaman hiç duraksama."//Afrikalı Leo-Amin Maalouf

13 Kasım 2010 Cumartesi

Altını Çizdiklerim


"O anda,ana-babamdan ve bu iki kişiden başka hiç kimseyi sevmediğime inandım.Belki de ilk aşklarımızdan asla tam anlamıyla kurtulamıyoruz.Belki de,gençliğin olanca müsrifliğiyle,nasılsa verecek daha çok şeyimiz var yanılsamasıyla,bağlılığımızı kolayca,bol keseden dağıtıyoruz." (Jonathan)//Dünyanın Sonundaki Ev-Michael Cunningham




Ön yargı

Ön yargı kötü bir duygu."Duygu" demek doğru mu,ondan bile emin değilim."Çıkmaz" belki ;ön yargı bir çıkmaz. Yargıladıkça içinden çıkamazsın.Kötü bir öğretmendir de;ikinci kez soramazsın.Sorman gereken duruma düştüğünde de kendini kötü hissedersin.Suçlu ve biraz da pişman."Tecrübe" diyebileceğin kadar hata yapmana da izin vermez.Anlık bir "durum" değildir çünkü.Yaşam biçimidir.Ya ön yargılısındır,ya da değilsindir.Arada gidip gelemezsin,aksi takdirde "dengesiz" olursun.Dengesizlik de kötüdür,ön yargı gibi.
Ön yargılarımızdan nasıl kurtuluruz bilmiyorum.Herkes hakkında iyi düşünmeye başlamak pek sağlıklı bir duru
m değildir.Her şeye şüpheyle bakmak da, paranoyak yapar insanı bir süre sonra.İki ucu "kirli"değnek.En iyisi "hissizlik" sanırım.Hissetmemek.Olduğunu ya da olmadığını,iyiliğini-kötülüğünü,zorluğunu-kolaylığını düşünmemek,haklarında hiçbir şey hissetmemek.Ancak bu hissizliği zevk aldığımız durumlarda hoşlanmaya,sevmediğimiz durumlarda ise kabullenmeye çevirmeliyiz.Öteki türlü idare edemeyiz.İdare etmezsek yaşayamayız.Yaşayamazsak?Madem şu an "varız",yaşamalıyız.
Ön yargılar gözümüzü bağlamasın.Her şeyin ve herkesin bir değeri vardır.


"Toy çağım-
da bir öğüt vermişti babam,hala küpedir kulağıma.'Ne zaman,'demişti,'birini tenkide davranacak
olsan, hatırdan çıkarma, herkes senin imkanlarında gelmemiştir dünyaya!'
Bu kadarcıkla bağlamıştı sözü ama,oldum olası babamla böyle kapalı konuşup şıp diye anlaşıverdiğimiz için,
bu öğüdün altında da çok daha başka şeylerin yattığını sezmiştim.O zaman bu zaman, sağı solu
yargılamaktan kaçınır oldum;bu huy beni nice tuhaf tabiatlı insanla kaynaştırdığı gibi, bir alay can sıkıcı kimseye de kurban kıldı."//Muhteşem Gatsby-Scott Fitzgerald


12 Kızgın Adam filminden bir sahne: Ön yargıyla nasıl baş edersiniz?
(01:17:48)